20 Mayıs 2013 Pazartesi

Apartmanda oturanlar dikkat!- Haber

Apartmanda oturanlar dikkat!




20.05.2013 - 15:24

Yılbaşında yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile bina, apartman, site ve işyerlerine ‘risk değerlendirmesi’ mecburiyeti getirildi.

Düzenlemeye göre, apartman yöneticisi, kapıcı ve konut sakinlerinden oluşan bir ekip, kontrol listesi oluşturacak. Belirli aralıklarla güncellenecek olan listede asansör güvenliğinden elektrikle ilgili kaçak ve benzeri durumlara, kazan dairesinden otoparka ve iç ve dış zemin etütlerine kadar birçok madde yer alıyor.

Zaman gazetesinden İsa Yazar’ın haberine göre bu işlemi yaptırmayan işyerleri ve apartmanlar, ilk ay için 3 bin 234 lira ceza ödeyecek. Söz konusu ceza, takip eden aylarda 4 bin 851 lira olarak uygulanacak. Bu da mayıs ayı itibarıyla yükümlülüklerini yerine getirmeyen apartman ve işyerlerinin 22 bin 638 lira ceza ödeyeceği anlamına geliyor. Ancak çoğu işletmenin ve apartman yönetiminin bu cezalardan haberi yok. Herhangi bir kaza veya denetim halinde risk değerlendirmesiyle ilgili gerekli belgeleri hazır olmayanlar, kötü bir sürprizle karşı karşıya kalacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Apartmanlarda Risk Değerlendirmesi Rehberi’ ile işyerleri ve apartmanlarda muhtemel kazaların önlenmesi amaçlanıyor.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ‘Apartmanlarda Risk Değerlendirmesi Rehberi’ hazırladı. Buna göre apartman, bina ve siteler kontrol listesi doldurularak yönetimde bulunduracak. Bu liste belirli aralıklarla güncellenecek. Risk değerlendirmesi çalışmaları bir ekip tarafından yürütülecek. Bu ekip apartman yöneticisi ve kapıcı veya kapıcılar ile apartman sakinlerinden oluşacak. Kontrol listesinde ‘binanın iç ve dış zeminleri kayma veya düşmeyi önleyecek şekilde uygun malzeme ile kaplanmıştır’, ‘Zeminde çökme, engebe vb. deformasyonlar bulunmamaktadır.’, ‘Temizlik yapılan alanda kaymayı önlemek için gerekli önlemler alınmaktadır.’, ‘Açıkta kablo bulunmamakta, prizlerin sağlamlığı düzenli olarak kontrol edilmektedir.’ ‘Asansör içi ve önü aydınlatmaları yeterli düzeydedir.’ gibi maddeler yer alıyor. Bu maddelerin karşısı, duruma göre evet ve hayır kutucukları işaretlenerek mevcut durum tespit edilecek.
Apartman yönetimi bu kontrol listesini hazır bulundurmak zorunda. Bu listeyi hazır bulundurmaması, denetim halinde cezayı gerektiriyor. Ceza süreci ocak ayından itibaren işliyor. Halen risk değerlendirmesine yönelik kontrol listesini hazırlamamış olan bir apartman, denetim halinde 22 bin 638 TL ceza ile karşılaşacak. Yasaya göre risk değerlendirmesini yaptırmayanlar için bu ceza izleyen aylarda her ay 4 bin 851 lira artacak.

Yasa ile işyerleri ve apartmanlara sorumluluk yüklenmesi hedefleniyor. Böylece küçük tedbirlerle önlenebilecek kimi kazaların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Pratikte her apartmana denetim yapılarak risk değerlendirmesi yapıp yapmadığı kontrol edilmese de bir kaza durumunda bu belge apartman yönetiminden istenecek. Eksik olması halinde ceza kesilecek.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıkıldı-Haber

Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıkıldı
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ilana çıktı. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılacak liman, kentsel dönüşüm projeleri ve kongre merkeziyle yıldızı parlayan Haliç’e büyük değer katacak.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, sürpriz bir şekilde Haliç Yat Limanı ve Kompleksi için ihale ilanı verdi. Tarihi özellikleri, son dönemde yaşanan kentsel dönüşüm ve Haliç Kongre Merkezi ile değeri artan Haliç’in yıldızı yeni liman projesiyle iyice parlayacak. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan ilana göre ‘İstanbul Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi’ Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle ihale edilecek.

Kapalı teklif alınacak

Teklif verme şartnamesinde detaylandırılan usul ve esaslar kapsamında kapalı teklif alma usulüyle yapılacak ihalede, projeye ait ihale dosyaları 15 Mayıs itibarıyla Ankara’daki Liman Yapım Dairesi Başkanlığı’nda ücretsiz olarak görebilecek.

Ancak, ihalelere iştirak etmek için ihale dosya bedeli olan KDV dahil 50 bin lira, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü’ne yatırılacak.



Teminatı 50 milyon lira

İhaleye katılabilecekler ile isteklilerde aranacak şartlar teklif verme şartnamesinde belirtildi. Bu işler için geçici teminat tutarı 50 milyon lira olarak belirlendi. Proje ile ilgili teklif verme son tarihi, teklif verme şartnamesinde belirtildi.

Projede görevli şirketin kullanacağı krediler ve diğer harcamalar için Hazine garantisi verilmeyecek. Söz konusu iş, 3996 sayılı Kanun ve 2011/1807 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yürütülecek. İdare uygun teklifi tespit etmekte, görevlendirmeyi yapıp yapmamakta veya dilediğine yapmakta tamamen serbest olacak. İdarenin serbest seçimi nedeniyle istekliler herhangi bir nam altında idareden talepte bulunamayacak

10 Mayıs 2013 Cuma

Üçüncü havalimanına uyku kabinleri de yapılacak- Haber

Üçüncü havalimanına uyku kabinleri de yapılacak



10 Mayıs 2013



Üçüncü havalimanına uyku kabinleri

Dünyadaki büyük havalimanlarında bulunan uyku kabinleri İstanbul'da yeni yapılacak olan üçüncü havalimanında da bulunacak. Böylece havalimanında uzun süre geçirmek zorunda olan yolcular belirli bir ücret karşılığında bu kabinlere girip uyuyabilecekler.



Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı kitap tanıtım toplantısında, İstanbul'a yapılacak 3. havalimanına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Konsorsiyuma katılan şirketlerin eşit hisseye sahip olduğunu ve her ortağın dolayısıyla eşit oranda finansman koyacağının altını çizen Özdemir, "Finansman görüşmelerine devam ediyoruz. Şu an faizler de aşağıya geldi. Fiyatlarda ciddi bir düşüş var. Finansman karışık olabileceği gibi içten veya dıştan da olabilir. Çin'den Amerika'ya kadar açılabiliriz. İyi görüşmeler yapıldı ve halen devam ediyor" dedi.
Nihat Özdemir, havaalanının yapım aşamasında taşeronlar dahil toplamda 5 bin kişinin çalışacağını bildirdi.
YABANCI ORTAK OLMAYACAK
İhaleye girmede birçok yabancı firmadan ortaklık teklifi geldiğini belirten Özdemir, şunları söyledi:
"Biz beş Türk firması olarak karar verdik; prensip olarak yabancı ortak almayacağız diye... Dünyada iki önemli havaalanı yapım firması olan Fransız ve Alman şirketleri ihaleye girdiler. Biz yabancı firmalarla ortaklık kurmayarak ihaleyi aldık."
UYKU KABİNLERİ DE OLACAK
İhalede beklediklerinin üzerinde bir rakam geldiğini söyleyen Özdemir, yeniliklere ilişkin şunları anlattı:
"Üçüncü havaalanında uyku kabinleri esasında güzel olur. Çünkü burası çok büyük bir transit güzergahı. İnsanların ihtiyacı olacak. Şu anki haliyle 150 milyon yolcu taşıma kapasitesiyle dünyanın en büyük havaalanı olması planlanıyor. 2023 yılında 100 milyonun üstüne çıkarız diye tahmin ediyoruz. Birinci etap 3,5 yıl yani 42 ayda bitecek. İlave pistler var, o da 16 ay sürecek. Toplamda yapımı 58 ayda bitecek."
Atatürk Havalimanı'na ilişkin bir soru üzerine Özdemir, "Öncelikle orası yeşil alandan çıkartılıp, fuar alanına dönüştürülmeli. Orası İstanbul'un nefes alacak yeri olmalı" değerlendirmesini yaptı.

9 Mayıs 2013 Perşembe

İş güvenliğinde uygulama sorunları- Haber

İş güvenliğinde uygulama sorunları

10 Mayıs 2013 Cuma 06:00


Önceki gün TÜSİAD'ın ev sahipliğinde önceki gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in katılımıyla, "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun Getirdiği Yenilikler ve Uygulama Boyutu" başlıklı bir seminer düzenlendi.
Seminerde, "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" ile ilgili olarak, hem yeni mevzuatın hukuksal çerçevede bir değerlendirmesi yapıldı hem de konunun uygulama boyutu ele alındı.
Seminerde, oturum başkanlığını TÜSİAD İstihdam ve Sosyal Güvenlik Çalışma Grubu Başkanı Gülden Türktan'ın gerçekleştirdiği bir panelde, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi değerli hocam Prof. Dr. A. Nurşen Caniklioğlu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer'le birlikte ben de bir sunum yaptım.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik'in bizzat katılarak önemli mesajlar verdiği panelde hem mevzuattaki değişiklikler hem de uygulamada yaşanan sorunlar paylaşıldı.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz açılış konuşmasında özetle; "İş sağlığı ve güvenliği, her şeyden önce bir haktır, bir insani sorumluluktur. Herkes sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkına sahiptir. Bunun yanında, toplumsal refah ve kalkınma açısından da iş sağlığı ve güvenliğini temin etmek durumundayız." diyerek konunun ne kadar önemli olduğunu vurguladı.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Memduh Boydak ise "İş kazalarını ve meslek hastalıklarını, gereken tedbirleri almak suretiyle daha ortaya çıkmadan önlemenin, en etkili yöntem olduğuna inanıyoruz. Bu konuda tüm paydaşların işbirliği içinde olması büyük önem taşımaktadır. İş sağlığı ve güvenliği, her kazanın önlenebilir olduğu anlayışıyla yönetilmelidir. İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin etkili bir biçimde kurulması, yönetim ve çalışanların birlikte tüm tedbirlerde yer alması, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesi açısından çok önemlidir." Diyerek konunun toplumsal ve hukuki açıdan önemine vurgu yaptı.
Özellikle iş güvenliği uygulamalarında yaşanan sorunları ele aldığım sunumda, yaşanan sorunlara çözüm noktasında bazı önerilerim oldu. Bunlardan önemli olanlar;
. İş güvenliği eğitimlerinde, az tehlikeli sınıftaki işyerleri için uzaktan eğitime fırsat verilmelidir. Böylece dağınık yapıdaki bankalar, sigorta şirketleri, perakende mağazaları gibi az tehlikeli sınıftaki işçilere de iş güvenliği eğitimi doğru bir şekilde verilmiş olur.
. Mesleki eğitimlerde sorun yaşanıyor. Mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı mesleki eğitimlerde yeniden aktif rol oynamalıdır.
. OSGB kriterleri esnetilmelidir. Gereksiz malzeme listesi azaltılmalıdır.
. Az tehlikeli işlerde Uzaktan İSG eğitimine fırsat verilmelidir.
. OSGB'ler kuruldukları il ve sınır komşusu illerde hizmet sunmaya yetkilidir. Sınır illerin dışında hizmet verilebilmesi için Yönetmelikte belirtilen şartları sağlayarak o illerde şube açılması zorunludur. Ancak bu kadar çok il'de her firmanın OSGB açması ülkemizi "OSGB mezarlığına" dönüştürür. Burada Özellikle az tehlikeli sektörde faaliyet gösteren bankalar, sigorta şirketleri, mağazalar için hizmet verilmesinde OSGB zorunluluğu kaldırılması hizmet kalitesinin sürdürülebilmesi için uygun olur. Bakanlık, iş güvenliği uzmanlarının Türkiye'nin her yerinde hizmet vermesine izin verirken OSGB'ler için sınır komşusuyla sınırlandırılmıştır. Mutlaka sistem değişikliği yapılarak OSGB'lerin iş güvenliği hizmetlerinin ülke genelinde verilebilmesinin sağlanması ve kötü niyetli -sözleşme yapılıp hizmet verilmemesi- kurumlar/kişiler için de iş güvenliği uzmanlarının ikamet ettikleri iller ve sınır komşularına hizmet verilmesiyle sınırlandırılması daha uygun olur.
Ayrıca her yerde OSGB açılması bazı bölgelerin OSGB arz fazlasına sebebiyet verir. Bu tür kurumların merkezlerinin kurulu bulundukları ildeki bir OSGB'den hizmet alması yararlı olur.
. İSG Katip sisteminin sağlıklı işletilmesi için SGK verilerinin online olarak alınabilmesi sağlanmalıdır. İSG Katip sisteminde görünmeyen işyerleri manuel girilebilmelidir.
. Ayrıca, hem iş güvenliği uzmanlığı hizmeti, hem de işyeri hekimliğinde 1000-750-500 işçi çalıştıran işyerlerinde tam zamanlı işyeri hekimi/iş güvenliği uzmanı çalıştırılması uygulamasından vazgeçilmelidir. Saat bazında hizmet alınmalıdır. Bir işyerinde işyerine "İş güvenliği hizmetlerinin sunulması için hesaplanan zorunlu süre bölünmek suretiyle birden fazla kişi görevlendirilemez." hükmü vardır. Bu uygulamada bazı sıkıntılara sebebiyet veriyor. Özellikle birkaç saatlik eksiklikler olması halinde hizmette aksamaya sebebiyet veriyor. A ve B grubu İş güvenliği uzmanlarının sayısal yetersizliğini aşmak için A ve B grubu iş güvenliği uzmanı çalıştırma süresinin bir kısmının C grubu tarafından yerine getirilmesine izin verilmelidir. Örneğin, 100 saat A grubu uzman çalıştırması gereken çok tehlikeli işyerinin bu 100 saatin 20 saatini A grubu ve kalan 80 saatini de B veya C grubu uzmanla tamamlaması durumunda yükümlülük yerine getirilmiş olacaktır. Böylece A gurubu uzman sayısının yetersizliğinden kaynaklanan eleştiriler önleneceği gibi, C grubu uzmanlara da A grubu deneyimli uzmanlarla birlikte çalışarak kendini yetiştirme fırsatı verilmiş olacaktır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik'in, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer'in ve tüm İSG Genel Müdürlüğü personelinin iş sağlı ve güvenliği sisteminin kurulmasında çok emeği var. Gerçekten geceli-gündüzlü büyük bir özveri ve emekle çalıştığını çok iyi biliyorum. Umarız sistemde yaşanan sorunların çözümlerinde yukarıda yer alan önerilerimizi de dikkate alarak sistemin önünü açar. Eğer uygulamada yaşanan sorunlar bitirilirse ülkemiz iş sağlığı ve güvenliği alanındaki hizmetlerinden dolayı hem Sayın Bakan Sayın Faruk Çelik ve hem de Kasım Özer ve ekibini ilelebet saygıyla anar.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Dev projelerde çevre etkisi aranmayacak_ Haber

Dev projelerde çevre etkisi aranmayacak



Zeynep GÜRCANLI- ANKARA
8 Mayıs 2013



Dev projeler için çok kritik karar

3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, nükleer santraller gibi pek çok dev proje, ÇED kapsamı dışına çıkıyor.



Hükümet, yaşama geçirmeyi amaçladığı dev projelerin, doğa ve çevreye verecekleri olası olumsuz etki nedeniyle iptal edilme olasılıklarının önüne geçmek için sürpriz bir adım attı. TBMM'ye sunulan Sosyal Sigortalar Kanunu ve Genel Sağlık Sigortasi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı'na, Çevre Kanunu'nda yer almak üzere bir madde eklendi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bugün görüşülmeye başlanan torba yasada yer alan madde şöyle;
“23/6/1997 tarihinden önce yatırım programına alınmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle planlama aşaması geçmiş olan veya ihalesi yapılmış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler ÇED kapsamı dışındadır.”

3. HAVALİMANI İÇİN 26 MİLYAR EURO’LUK TEKLİF

ÇEVRECİLERİN İTİRAZLARI DEVRE DIŞI KALACAK
İlgili madde ile, hükümetin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği dev projelerin çevresel etkileri nedeniyle iptal edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor./_np/2008/14172008.jpg Projeler yapılmadan önce mutlaka Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alınması gerekiyor. Eğer ilgili raporda projenin çevresel etkisinin negatif olduğu yer alırsa, proje ya tümden iptal oluyor, ya da ilgili rapor uyarınca değiştirilmesi gerekiyor.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesi, projelerde ÇED kararı aranmasının gerekliliğini düzenliyor. Madde şu ifadeyi içeriyor; "ÇED kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; Proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez."
İlgili maddede istisna olarak sadece petrol, jeo-termal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri yer alıyor. Bu faaliyetler dışında kalan tüm projelerde ÇED raporu alınması zorunlu hale getiriliyor.
ÇED'İ YÖNETMELİKLE DEVRE DIŞI BIRAKMA ADIMI DANIŞTAY'DAN DÖNMÜŞTÜ
Hükümet daha önce de dev ihaleler için ÇED raporu alınma zorunluluğunu kaldırmak için yönetmelik değişikliği yapmayı denemişti.
Hükümet 2008 yılında ÇED yönetmeliğine koyulan geçici 3. madde ile nükleer santral, Ilısu Barajı gibi büyük projelerin ÇED onayı aranmaksızın yürürlüğe konulmasının önünü açmak istemişti. Ancak bu madde çevrecilerin açtıkları davalar sonucunda, Danıştay tarafından iptal edilmişti.

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ
Son olarak da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 5 Nisan 2013’te Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik ile, dev projeler için yeniden ÇED muafiyeti getirmişti. Çevre Bakanlığı yönetmeliği ile , termik santraller, havaalanları, demiryolları, otoyol ve otobanlar, üçüncü köprü, Ilısu Barajı gibi pek çok projenin ÇED raporu olmadan yapılmasının önü açılmıştı. Ancak çevreciler daha yönetmelik çıktığı gün Danıştay'a dava açtılar. Çevre Mühendisleri Odası ve Ekoloji Kolektifi adına açılan davalarda yönetmeliğin iptali istendi. Danıştay'ın da, daha önce verdiği kararları temel alarak, bu yönetmeliğin ÇED'i by-pass eden maddesini iptal etmesi çok büyük bir ihtimal olarak görülüyor.
YASA GEÇERSE, DANIŞTAY DEVRE DIŞI KALACAK
Hükümetin Çevre Yasası'na koyduğu maddenin TBMM'den geçmesi halinde ise, Danıştay devre dışı kalacak. Danıştay'ın yasaları inceleme ve iptal etme yetkisi bulunmuyor. Yasalar sözkonusu olduğunda bu yetki sadece Anayasa Mahkemesi'ne ait bulunuyor.
HANGİ PROJELERİ ETKİLEYECEK?
İlgili maddenin TBMM'den geçip, yürürlüğe girmesi halinde, 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, nükleer santraller gibi pekçok dev proje, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci aranmaksızın hayata geçirilecek.

7 Mayıs 2013 Salı

3. Havalimanı Kara Dolgusu da Başlıyor- Haber

3. havalimanına kara operasyonu



Meltem KARA
7 Mayıs 2013



3. havalimanına kara operasyonu

Rekor bir fiyatla ihalesi yapılan üçüncü havalimanı için şimdi gözler inşaat aşamasına çevrildi.



Bölgedeki maden ocaklarının doldurulması için gerekli hafriyat Kanal İstanbul gibi projelerden alınabilecek ama kalitesine bakılacak. 75 tonluk kamyonlarla günde 9 bin 500 sefer yapılacak. 2 milyon 513 bin 341 ağacın 1 milyon 855 bin 391’i taşınacak ama nereye, belli değil. 657 bin 950 ağaç ise kesilecek.

YOLCU kapasitesiyle dünyanın en büyüğü olacak İstanbul’un üçüncü havalimanı için en çok merak edilen ihaleyi kimin, hangi fiyatla kazanacağıydı. Geçtiğimiz hafta yapılan ihaleyi 22.1 milyar Euro’luk rekor bir rakamla Limak-Cengiz-Kolin-Mapa-Kalyon konsorsiyumu kazanırken, şimdi de inşaatın nasıl yapılacağı tartışılıyor. Konsorsiyum, en geç bir yıl içinde havalimanının inşaatına başlamayı planlıyor. Ancak bölgedeki maden ocaklarının nasıl doldurulacağı, dolgu malzemesinin nereden temin edileceği, alanda bulunan ağaçların nereye taşınacağı gibi soruların yanıt arıyor.

76.5 MİLYON METREKARE
Üçüncü havalimanı toplam 76 milyon 500 bin metrekarelik bir alanda inşa edilecek. Proje alanının arazi kullanımlarına göre 6.172 hektarı orman, 1.180 hektarı madencilik ve diğer kullanım, 236 hektar mera, 60 hektar kuru tarım, 2 hektar fundalık alandan oluşuyor. İlk ÇED raporunda 660 hektar göl alanının da olduğu belirtilirken, nihai ÇED raporunda bu alan büyüklü-küçüklü su birikintileri olarak anılıyor. Proje alanına en yakın yerleşim yerleri olarak da kamulaştırma sınırının 350 metre batısında bulunan Tayakadın köyü, 200 metre kuzeybatısında yer alan Yeniköy Köyü ve 250 metre doğusunda bulunan Akpınar Köyü var.
KANAL İSTANBUL’DAN DOLGU
Havalimanı alanına deniz dolgusu da yapılacak. Bu dolgunun 2.5 milyar metreküpü bulacağı belirtiliyor. ÇED raporlarında bu malzemenin tamamının ruhsatlı maden ocaklarından, proje sınırları içerisinde kot farkı düzenleme çalışmaları sırasında meydana gelecek hafriyat malzemesinden, kentsel dönüşüm, otoyol, demiryolu, Kanal İstanbul projelerinden temin edileceği ifade ediliyor. Bu dolgu malzemeleri, arazi düzenleme çalışmaları için kullanılacak. İnşaat aşamasında kullanılacak dolgu malzemesi ise satın alma yolu ile proje alanına bağlantılı mevcut ve açılacak yeni yollar ile taşınacak. Malzemenin 75 tonluk kamyonlarla taşınacağı ele alınırken, günlük 9 bin 500 kamyon seferi olacağı tahmin ediliyor.
Göç yolları belirlenecek
İnşaat aşamasında alandaki yapay göl ve gölet suları, kullanma ve sulama suyu olarak kullanılacak. Daha sonra hafriyat ve dolgu malzemesi ile doldurulacaktır.
Proje kapsamında gerek inşaat gerekse işletme aşamasında yüzeysel ve yeraltı suyuna hiçbir şekilde deşarj yapılmayacak.
Havalimanının kurulacağı bölge kuş göç yolları üzerinde olduğundan, inşaata başlanmadan önce rapor hazırlatılarak, göç yolları ve uçuş rotaları belirtilenecek.
Önlem olarak, pist çevresinde kuşları cezbedecek ortamlar ortadan kaldırılacak, havalimanı çevresine iğne yapraklı ağaçlar dikilecek ve yakınlarında çöplük kurulmasına izin verilmeyecek.
İnşaat nasıl başlayacak
HAVALİMANI için dahil olduğu mevzuatlara göre izinler alındıktan sonra projenin yapımına yönelik inşaat, kazı ve hafriyat döküm alanı ruhsatı gibi izinler alınacak. Havalimanına ulaşım için kullanılması planlanan mevcut ve yeni yapılacak tüm yollar ile ilgili olarak Karayolları 1. Bölge Müdürlüğünün uygun görüşü alınacak, koordineli çalışmalar yürütülecek. D010 yolu ve proje alanınından geçen Tayakadın-İhsaniye karayolu kullanılacak.
Finansmanda sıkıntı olmaz
ULAŞTIRMA, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Cengiz-Kolin-Limak-Mapa-Kalyon OGG’ye yaklaşık 36.4 milyar Euro’ya mal olacak İstanbul’a yeni havalimanı ihalesinin ardından, Türkiye’nin kredibilitesi ve projenin iç kârlılığı nedeniyle yüklenici konsorsiyumun finansman bulmakta zorlanmayacağını söyledi. NTV’de konuşan Yıldırım, “Bu kadar bedel nam olsun diye verilmez, işadamı hesabı bizden daha iyi yapar. Türkiye’nin borçlanma kabiliyeti çok arttı, ayrıca bu proje kendi içinde fizibl, dönüşü olan bir projedir” dedi.

RAKAMLARI KARŞILAR
Yıldırım, projenin iç kârlılığı olabilen ve rahatlıkla teklif edilen rakamları karşılayacak bir yapıda olduğunu söyledi. Yıldırım, şöyle konuştu: “Türkiye’nin 2023-2035 hedeflerini dikkate aldığımızda bu havalimanına büyük demek haksızlık olur...’ Burası en pahalı havalimanı olacak’ eleştirisi de yanlış...Bugün İngiltere Heathrow’da ücret 35 Euro. Yeni havalimanında dış hat giden transit ücreti 20 Euro olacak. Devletten de proje için bir kaynak harcanmıyor. Verdiğimiz bir yolcu
garantisi var ama bu yolcu garantisini de proje kendi içinde karşılıyor. İlave bir para verecek değiliz.”
Ağaçlar ne olacak
HAVALİMANIN inşaatında en tartışmalı konulardan birisi de bölgede bulunan ağaçlar. İlk ÇED raporunda, bölgede 2 milyon 513 bin 341 ağacın bulunduğu belirtilmişti. Bölgedeki bu ağaçların 1 milyon 855 bin 391 adedinin taşınacağı, 657 bin 950’sinin de kesileceği ifade edilmişti. Bu ağaçların kesilmesi ve taşınması için İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ile koordineli çalışılacak ve inşaat aşamasından önce bir çalışma programı oluşturulacak. Ancak, nihai ÇED raporunda ağaçların son durumuyla ilgili herhangi bir bilgi yer alımıyor.